Anasayfa

4 Mart 2012 Pazar

BigBang İzmit'de 'T.O.P'ı Atiye'den kurtarma Planı'

Bigbang'in türkiyedeki ilk durağı olan Mersindeki maceralarımız için Mydestiny nin bloğuna, ikinci durak olan Uludağ maceramız için Selocan 'nın bloğuna uğrayabilirsiniz.
Bu bölümde öncelikle T.O.P'ı Atiyenin elinden kurtarıcaz,daha sonra İzmit'e doğru yol alıcaz.----->
Çalışma Naz'a (mydestiny) aittir.

Özge,Yuki, Berna, Dicle, Mine ve Selin duyduklarını hemen durumu görmeyen kızlara anlatmıştı. Hepimiz bi masanın etrafında toplanmış bu vahim durumdan nasıl kurtuluruz diye planlar yapıyorduk. "Atiye ve T.O.P Olamazzzz" diyip duruyorduk. Özge iki dakika da bir "Tutmayın beni ben Atiye 'yi parçalıcam." diyordu. Hepimiz özümüzde Özge'nin istediğini istesekte. Her daim sakin olan Nazlı

-İntikam soğuk yenen bir yemektir kızlar.Sakin olup stratejimi belirleyelim. demişti.

Yuki -Sakin kalmak kolay değil ki, sıska sinsi iki arada bi derede kapaklandı çocuğa.

İkisine de hak veriyordum.Ne yapıcağımızı kestiremediğimiz bi durumdu.
Can(Lee)- Hepiniz burda napıyorsunuz? Üyelerde bi odada toplanmış. T.O.P için kıyafet seçip hazırlık yapıyorlar.

Dediği gibi yine ortalık karışmıştı.Bu kaos ortamını toparlamak için herkese aynı anda "Susun!!!!!" dedim.
-Hepimizi yeterince dizi izledik.Entrikaları artık kokularından tanıyacak kıvamdayız.Biz Atiye'den değil o bizden korksun!!!
Zaman kargaşa değil, plan zamanıydı. Herkes susunca aklıma gelen stratejiyi anlatmaya başladım. *Kamera burada türk viplerden uzaklaşır arka planda müzik çalmaya başlar.*


İlk önce Seungri'ye Elif ve Ohyooncu'yu yollayarak.Ağzından buluşmayla ilgili bütün bilgileri almalarını sağladık. Seungri'nin naz yapan kızlara dayanamaması çok işimize yarıyordu doğrusu. Bu çocuk hiç bi zaman kızlar konusunda olgunlaşamayacaktı.

Otel ve rezervasyon bilgilerini ele geçirince Mine,Özge,Selin, Nazlı, Dicle ve ben Atiye'nin otelinin yolunu tuttuk. Diğer kızlar ve Can'ı üyelerin yanında kalmaları ve bi tuhaflık olduğunu anmamaları için bizim otelde bıraktık.Zaten Bigbangde T.O.P'ın derdine düşmüş odalarından çıkmıyorlardı. Malum hazırlanmaları her daim uzun sürerdi

 Otel'e gidip resepsiyona Kanal D'den geldiğimizi ve otel müdürüyle konuşmak istediğimizi söyledik. Kanal D'yi duyan resepsyonist hemen telefon ile yukarıyı uyardı. Daha önce konsere girmek için bi ton dalavere  çevirdiğimiz için hiç zorluk çekmiyorduk artık. Asansörle yukarı çıkarken hepimizin yüzünde sinsice bi gülümseme vardı.

Müdür'ün odasına girdiğimizde, bilgisayar çıktısı sahte yaka kartlarıyla Kanal D/ Şanslı Masa'dan geldiğimize ikna ettik. Ve müdür ile anlaşma yolunu bulmaya çalışıyorduk.


(Müdür) - Yalnız Atiye Hanımın bilgisi olmadan böyle bişeyi yapamayız. Haksızlık olur.
(Özge) - Ya! bana baksana sen. demesiyle selin özge'nin ağzını kapadı.
(Selin) - Zaten karşısındaki kişinin haberi olması gerekiyor beyefendi. Bildiğiniz üzere bu programda tek kişi durumun farkında oluyor. Ünlülere özel bi bölüm yapıyoruz. Ayrıca ücretsiz otelinizin reklamını yapacaksınız neden bu kadar takıldığınızı anlamadım.
(Naz) - Getirisi ve götürüsünün hesabını yapmakda zorlanıyorsanız şu anda uludağda bir sürü ünlü bulunuyor. Diğer otelleri tercih etmemize sebep olacaksınız.
(Dicle) - Bakın beyefendi Kanal D gibi bi kanaldan bahsediyoruz.Ve siz hala düşünüyorsunuz.

Zaman blöf zamanıydı müdüre fazlasıyla yüklemiştik.

(Ben) -Sanırım anlaşamayacağız Müdür bey. Ana merkeze haber verelim başka bi ünlü için anlaşmaya varsınlar. Müdür hemen oltaya geldi.
(Müdür) - Pekala ne yapmamız gerekiyorsa size yardım edicem. Reklam şansını kaçırmak istemem. Aşağıdaki arkadaşları bilgilendiricem. İstediğiniz  her olanağı kullanabilirsiniz. Yanlız diğer misafirlerimizide göz önünde bulundurarak rahatsız olmamalarını sağlarsanız sevinirim.


Odadan dışarı çıktığımızda bu şekilde halledebildiğimize hala inanamıyorduk.Hepimiz kolkola girip gülüşü gülüşe otelin mutfağına indik. Diğerlerini arayıp durum değerlendirmesi yapmak gerekiyordu.

(Elif) - Kızlar ne yaptınız? Müdür yedimi numarayı?
(Özge) - Biz Kore'de konsere girmişiz kızım bi otel müdürünü mü kafalayamayacağız.
(Elif) - Süpersiniz!Biz ne yapalım şimdi peki? Yanınıza gelelim mi?
(Özge) - Gelmeyin T.O.P'a bişey çaktırmayın herşey normalmiş gibi davranın.Hatta kıyafet seçmesine yardım edin. Bi kaç saat içinde korkunç deneyimler yaşayacak şimdi mutlu olsun yavrum.

Deyip telefonu kapadı.Sonra hepimiz otelin animatörlerinin kullandığı odaya giderek kılık değiştirdik. Mutfakdan aldığımız garson kıyafetlerini giydiğimizde bizi ailemiz bile tanımazdı. Selin ilk olarak Atiye'nin odasına çıkarak elbisesini ütüye(!) getirme bahanesiyle aldı. Ne yazık ki elbise ütü yapılırken vahim bi kaza sonucu yanacaktı. Bu kesin bi sonuç olmasada sonuçta uludağa kaç tane şık kıyafet getirmiş olabilirki diye düşündük. Ama yanıldığımızı anlamamız uzun sürmeyecekti. Ünlülerin 5 bavulla gezmesinin boşuna olmadığı anlayacaktık. 

Atiye'nin odasına rahatlamak için içki istediği haberi mutfağa gelmişti. Bu hatun kendi kaşınıyordu. Özge içkisine ilaç koyup uyutmayı önersede bu şekilde hiç eğlenceli olmazdı. Eğlenmemiz için  ve T.O.P'un Özge, Yuki, Berna 'dan başka kıza bakmaması gerektiğini anlaması için Atiye'nin ve T.O.P'ın o masaya oturması gerekiyordu.

Mine içkisini sert hazırlamayı teklif etti. Bu güzel olurdu çakırkeyifle algılamasını en aza indirgeyerek güzelce dalga geçebilecektik. Odasına Mine'nin hazırladığı kokteyli yolladığımızda yine mutlulukdan uçuyorduk. O sırada Naz'ın telefonu çaldı.Arayan Ohyooncuydu.

(Ohyooncu) - T.O.P erken çıkmak istiyor centilmen olarak erken gitmesi gerekiyormuş.
(Naz) - Biz ayarlarmaları yaptık canım kıyafet ve yemek işleri tamamlandı.Erken gelmesi bizi etkilemez oyalamaya çalışmayın.
(OhYoonCu) - Ozaman onlar çıkıyor bizde arkalarından yanınıza gelicez.
(Naz) - Tamam.Bekliyoruz ozaman.

T.O.P otelin restorantına gelmişdi.İçimizde şekil olarak en çok Selin değişmişti. O yüzden onlarla ilgilenecek olan garson o olacaktı. Aslında Özge bu görevi çok büyük bi hevesle istediğini anlamıştık ama sinirlerine hakim olması mümkün olmazdı.

Kafada Balon*** Özge Menüyü alan Atiye'ye hiç bişey demediği halde 'ne dedin sen? ne dedin sen? Şaaakkk' diye tokatı geçirdiğini hayal ettik. Özge kesinlikle garsonluk işini yatırırdı.

Aradan 5 dakika geçmeden restorant'ın diğer ucunda GD, Seungri, Dae ve Tae belirmişti hepsinin gözünde gözlük vardı ve şapka takmışlardı. Anlaşılan onlarda böyle bi eğlenceyi kaçırmamak gerektiğini anlamıştı.


20 dakika sonra Atiye belirdi. Hatunun elbisesini yürütmemize rağmen yine şık olmuştu. Hepimiz aynı anda suratlarımızı büzüştürmüştük.

(Berna) - Maç 90 dakika Unniler. Daha Atiye Türk viplerle tanışmadı. Moralinizi bozmayın.

Atiye ve T.o.p servis istediler.Selin menüleri verdikden sonra siparişleri alıp mutfağa gelmişti.
Atiye'nin istediği çorba'nın içini müshille doldurup önüne yollamıştık. Müshil etki edene kadar bu buluşmayı sabote etmeye devam edecektik tabiki.

 T.O.P içecekleri şarabın tadına bakıp sipariş ettiğinde, başlarına geleceklerden habersizdi. Sipariş sonrası giden şarap yanlışlıkla(!) Atiye'nin bembeyaz kıyafetini mahvetmişti.
Selin ukala bi şekilde - Ahh çok pardon kıyafetinizde mahvoldu.İsterseniz kuru temizlemeye yollayalım hemen.

dediğinde Atiye Selin'in kıyafetini ütülemek için alan kız olduğunu anlamıştı. Parçaları birleştirmeye başladığında herşey için çok geçti. Çorba etkisini göstermeye başlamıştı. T.O.P ne olduğunu anlayamadan. Atiye oturduğu yerden çok sinirli bi şekilde fırlamıştı.
-Bu oteli dava edicem
diye bağırıp duruyordu. Olağan "ünlü kompleksi" gerçekleşmiş,çıldırmıştı ve karın ağrısıyla kıvranmaya başladı. Tuvalete gitsede içerden 1 saat çıkamayacağı dozda müshil şu anda bünyesindeydi.

Selin Atiye'nin kulağına eğilerek mutfak kapısına bakmasını söylediğinde Atiye hepimizi gördü ve şaşkına döndü. Öyle keyifle gülüyorduk ki.Durumu anlaması saniyeleri almadı.
(Selin) -Karşındaki adam için seni parçalayacak bir sürü Fan var o yüzden "Salla" şekerim. dedi
(Atiye) - Bunun hesabını vereceksiniz.
dediğinde yanımızdan tuvalete doğru yol almıştı  bizde arkasından  bir ağızdan
-Binbir gece masalı gibisin
Oyunun içinde oyunların var - Atiye(Bumudur)
Şarkısını söylemeye başladık. Atiye T.O.P ile buluşmanın "memleket meselesi olduğunu" anlamıştı.

Hepimiz zafer kazanmış gibi mutluyduk.T.O.P ne olduğunu anlayamamıştı.Ne hissettiğini mutfakdan anlayamıyorduk. Özge "bırakın beni benim teselli etmem gerekiyor" desede oyunumuzun ortaya çıkmaması için olduğumuz yerde durmalıydık. Biz Yuki ve Özge'yi T.O.P'ın yanına gitmekten alıkoymaya çalışırken arkadaşları çoktan T.O.P'ın yanına gidip teselli etmeye başlamıştı. T.O.P Atiye'nin sinirli hallerini gördükten sonra bu buluşmaya gelerek ne kadar büyük hata yaptığını algılamaya başlamıştı.

Hepimiz GD, T.O.P, Tae, Seungri ve Dae'den önce hazırlanıp otelden, müdüre yakalanmadan sıvışmalıydık. Muhtemelen Atiye deli gibi Otelin müdürüyle tartışacak, bizi buldurması için emirler yağdıracaktı.

Tam otelin kapısından çıkarken arkamdan bi ses -Seda dedi. Bana seslenenin Gürkan olduğunu anladığımda içimden "işte bu kötü oldu" dedim. Arkadaşlarıma "siz gidin ben sonra gelirim" dedikten sonra Gürkan'ın yanına gittim onunda yanında bi kız vardı. Dün onunla pek ilgilenmediğimden ve 5 tane yakışıklı erkekler gezdiğimden rahatsız olduğu belliydi. Lobide neden bu otelde olduğumu sorduğunda ayak üstünde kırk yalan sıralamaya başladım. Hepsine inanmasada çoğunu yedirmeyi başarmıştım. Yanındaki kız benimle neden bu kadar ilgilendiğine anlam veremiyordu. Gözlerinden bariz bi şekilde anlaşılıyordu. O sırada üyeler yanımızdan gidiyordu ki Dae beni gördü. "Seda burda" diyerek üyeleri durdurdu. Dae ve Gd yanıma doğru geliyordu. İşte bu aradığım fırsattı. Gürkan'ı yeteri derece kıskandırmalı ve GD'ninde gözündeki yerimi korumalıydım.

(GD ve Dae) - Merhaba
(Ben) - Merhaba
(Gürkan) - Sen bunlarla birlikte mi bu oteldeydin? *emin olun merhaba demeden bu tepkiyi verirdi*
(Dae) - Hayır Seda'yı şimdi gördük.
(GD ) -  Dün konuştuğunuzu görmüştüm birbiriniz tanıyorsunuz sanırım.
(Yanındaki Kız) - Evet nerden tanışıyorsunuz siz?
(Ben) - Hayır hayır! yani şey evet tanıyoruz arkadaşımın kuzeni sadece!
bunu söylediğim anda Gürkan'ın "Sadece arkadaşının kuzeniyim demek" bakışlarına maruz kalmıştım -o nasıl bakış demeyin benim gözümde canlandı- :)) .
(GD) - Konuşmanız bittiyse birlikte dönelim Seda. Karanlıkta tek başına çıkma otelden. dedi korumacı bi tavırla.
(Gürkan) - Gerek yok ben getiririm konuşmamız bitince.
(Yanındaki kız) - Ama akşam kayağı yapmıyacakmıydık biz.
(Gürkan) - Sen tek başına da gayet iyi kayarsın.
(Ben) - Yok yok ben bizimkilerle giderim.Zaten konuşacak bişey yokdu.Yani karşılaştık sadece bana bişey mi demek istiyordun ki? Grubumu şimdi bırakmıyayım İzmit'e dönünce ararsın beni.

dedim.Gürkan kıskanmış ve sinirli bişekilde "tamam" anlamında kafasını salladı.

GD'nin yanına geçip çocuklarla birlikte kapıya doğru yürüdüğümde içimden *Mutlulukdan nirvanaya ermek bu olsa gerek* diye geçiriyordum. Dae kapıya doğru yürürken -Sanırım o çocuk senden hoşlanıyor Seda. dediğinde GD'nin suratına baktım.Tam bi Pokerface'di hiç birşey anlaşılmıyordu.Sadece
(GD)-Benim bu çocuğu hiç gözüm tutmadı bence uzak dur Seda.
Dediğinde bende evet anlamında kafamı salladım. O anda Gdde gülümsemişti. İçimden *Siz bu ülke sınırları içinde olduğunuz sürece ağzımdan bir daha Gürkan lafı çıkmayacak* dedim.Ama Bigbang Kore'ye döndükten sonrası hepimiz için malum. :D

Otele gidene kadar Seungri, T.O.P'ın başına gelenleri bana özet geçti.Bilmiyormuş gibi davranmak ne kadar zor oldu tahmin edemezsiniz, hele üzülüyormuş gibi davranmak iki katı efor sarfetmemi gerektiriyordu. Otele geldiğimizde vipler otelin kafesinde hep beraber oturmuş, bişeyler içiyordu. Bizim keyfimiz yerinde olsada Bigbang'in T.O.P yüzünden keyfi kaçmıştı. Odalarına çekilmek istediler. Can'da üyelerin arkasından çevireceğimiz kız muhabbetine daha fazla dayanamayacağını söyleyerek odasına kaçtı. Sonrasında bende kızlara onlar gittikten sonra olanları anlattım. Yaptığımız başarılı operasyonun detaylarını kritik ederek bol kahkahalı bi  kaç saat geçirdik kafede.Sonrasında hepimiz dağıldık çünkü yarın sabah 6'da İzmit'e doğru yola çıkacaktık.

Sabah 6'da herkes gözleri şiş bi şekilde lobiye inmişti.Berna elinde fotoğraf makinasıyla üyelerin sabah mahmurluğunu fotoğraflıyordu. Bursa'dan izmite 2 saatte varabilecektik.Otobüse doluştuğumuzda şoför'ü Yalova/ Özdilekde durması için uyardım. İzmit'de kalmak için otel ayarlamamaya kara vermiş ve amcamdan köydeki yazlık evin anahtarını almıştım. Hem hepimizin sığabileceği şekilde büyükdü. Hemde dikkat çekmeyecektik. Özdilekten alışveriş yapmamız gerekiyordu.Evin en son ağustosda kapatıldığını düşünürsek tam takır kuru bakır bi dolapla karşılaşacaktık. Gerçi bizimkilere evi temizlemeleri konusunda uyarmıştım. Annem ve yengeme bu iyiliği yapmaları için yalvarmam gerekmişti ama elin "Korelilerine rezil olmamamız gerek" diyerek. Evi biz gitmeden temizlemişlerdi.

Özdileğe geldiğimizde çoğunluk uyuyordu. Uyandırmaya çalıştığım kimseden olumlu bi cevap alamayınca. Mine eline mikrofonu alarak -Cafe- şarkısını Gd'nin tonundan söylemeye başladı. Aradan 1 dakika geçmeden herkes ayılmış ve Mine'nin elinden mikrofonu almaya çalışıyordu. Ohyooncu sonunda mikrofonu kapmışdı. :)

Marketin kapısına geldiğimizde Mine,Elif, Ben yemek yapılmalık ihtiyaçları alacaktık.  Özge, Yuki, Berna,  Naz, Selin,Dicle  ve Ohyooncu Abur cubur alışverişini yapacaktı. Can'da Bigbang üyelerine reyonlarda dikkatini çeken şeyleri açıklamaya adamıştı. Alışverişe için hepimiz önümüze arabaları almış ve alışverişe başlamıştık.



T.O.P dünkü durumu çabuk toparlamışa benziyordu alışveriş esnasında keyfi yerindeydi. Sonuçta reddedilmemişti. Kadının ne kadar kompleksli olduğunu anlamıştı. Bu durumun gurur incitici hiç bir yanı yoktu.

Üyeleri alışveriş esnasında reyonların arasında görüp mutlu oldukları anlayınca bizde seviniyorduk. Uzun süredir marketde bu kadar özgür olmamışlardır diye düşündüm. Alışverişimiz bitip arabalarımızla kasaya gittiğimizde bizde 1 araba kızlarda 4 araba vardı. Şoka uğramıştım. Masrafları Kore kültür merkezi karşılıyordu ama bu kadarıda abartı olmamışmıydı biraz. Arkamızdan Bigbangde bi arabayla gelince 6 araba alışveriş arabası kasanın önüne birikmişti. Kasadaki kız kalabalıklığımıza ve arabalarımıza bakıyordu. Üyelerin önünde bişey diyemeyeceğim için altı arabayı almak zorunda kaldık.

Yalova'dan izmite bir saatlik yolumuz kalmıştı. Şimdiki hedefimiz Karşıyakaydı. Arkadaşlarım ilk duyduğunda şaşırmıştı. Evet İzmir'in ki meşhur olsada İzmit'in de Karşıyaka diye bi ilçesi vardı. Gitmeden durumu anlatmaya başladım.

-Aslında otel ayarlamayı planladım. Ama bu gezi süresince muhtemelen hep otellerde kalıcaz. Bende daha rahat bi ortamda bulunmak için yazlık eve gitme kararı aldım. Gideceğimiz ev yeterince büyük kimsenin bi endişesi olmasın. Ama hepinize 1 oda düşmeyeceğini şimdiden söylemeliyim. Evde vakit geçirmek istememim sebebi Healing Camp. GD ve Dae'nin  ev yemeklerinden bahsettikleri kısımı izlediğim zamandan beri aynı evde kalıp size Türk ev yemeklerinide yedirmek istemiştim. Şimdi eve gidiyoruz ama hazırlanıp kahvaltı için dışarıya çıkıcaz. Akşam yemeğini evde yiyicez.

Kimseden itiraz sesi çıkmıyordu. Dae'nin gözleri dolmuştu. Üyeler çok iyi düşünmüşsün diyerek beni desteklediler. Türk viplerden de ses çıkmıyordu. Evin etrafı fazla yeşillik olduğundan evde biraz örümcek problemi vardı. Annemlerin evi temizledikleri için bi endişem yoktu aslında. Ama bu örümcek probleminden bahsetmem Nazlı ve kalanlar için hoş bi durum olmayacaktı.Bende o kısımdan bahsetmemeye karar verdim. ^^

Evin kapısına gelince Dicle arabadan atlayarak
-Şehrimin kokusu bile bi başka oluyor yahu.
dedi.Ev yüksekte olduğu için İzmit'in manzarasını alıyordu. Herkese manzaraya bakmalarını söyledi.

Şehir tamamıyla denizin kenarına kuruluydu. İzmit Marmara denizini, taşımacılık ve manzara için kullanır Karadenize olan kıyılarını yazlık için kullanırdı. Şu anda Marmara denizine girilebilmesi için çalışmalar yapılsada. Hala sanayini atıklarından dolayı İzmit'de denize girilmiyordu. Ama manzara olarak mükemmeldi.

Eve girip herkes yerleştikden sonra 10 gibi evden çıkıp Maşukiyeye yol aldık. Kahvaltı yapmak için çok uygun bi yerdi.Ayrıca üyelere ve arkadaşlarıma en güzelinden bi kahvaltı yaptırmak istiyordum.Maşukiye genellikle karadeniz kültürünün yemeklerinden esinlenirdi. Bu yüzden bol bol tereyağ yiyeceklerdi. Ayrıca güzel bi süpriz ayarlamıştım.

Gittiğimizde herkesin yüzü gülüyordu. Bigbang üyeleri büyülenmiş gibiydi şırıl şırıl su sesi şelale akıyor ve ördekler etrafda dolaşıyordu. Seungri dayanamayarak
-Burada yaşamak hayatı uzatır Hyunglar kesinlikle bi türk kızıyla evlenmeliyiz.
dediğinde
(Elif)-Ben senin için izmit'de yaşarım. demişti.
Ohyooncu seni kazanımda kaynatırım bakışı atsada herkes eğleniyordu.
(T.O.P) - Türk kızları biraz sinirli geldi bana dedi
(Özge ve Yuki) -Hayyyııııırr! çığlıkları yükselmişti gayet sevimli bi şekilde.
(T.O.P) - Genelleme yapmam kesinlikle haksızlık olur kızlar çok sevimlisiniz.
dediğinde  bizimkiler erimişti.T.O.P hatunlarla nasıl konuşması gerektiğini çok iyi biliyordu.

Önceden haber verdiğim masa hazırlanmıştı. Bizim kahvaltı sofralarımızda da yumurta eksik olmadığından üyeler pek yabancılık çekmeyecekti ama yumurta bu sefer biraz farklı olacakdı. Garson'a haber verip önceden haber verdiğim siparişi getirmesini söyledim.

Masaya getirilip kapağı kaldırıldığında etrafı hemen pastırma kokusu sarmıştı.Durumu anladıkları anda bütün Koreye giden vipler gülmeye başladı.Sonra anlattıklarımızdan durumu bilen kızlarda sırıtmaya başladı.Ama bomba Tae'den geldi.

(Tae) - Bu koku bana acayip tanıdık geldi. Can'a dönüp sende öyle hissetmedin mi? Bigbang üyelerine dönüp bu koku bana BigShowu hatırlattı.

dediğinden artık olay sırıtmayı geçmiş hepimiz kopuyorduk. Bigbang durumu anlamasada bizim için epey eğlenceli olmuştu. Amacıma ulaşmıştım. PastırmaMan unutulmamalıydı.

Yedikleri herşeyi çok beğendikleri için bizde mutlu oluyorduk.Maşukiyeyi anlatmaya başladığımda Dicle'de çok yardımcı oluyordu.Allah'dan yanımda bi İzmitli daha vardı yoksa tek başıma bu kalabalık gruba yetemeyebilirdim.

Biz Maşukiyeyi anlatıyorduk Herkes fotoğraf çekiliyordu.Zaten etrafda yeşilden başka renk yoktu. Maşukiyeden yukarısının Kartepe olduğunu. Bursada gördüğümüz uludağ gibi olmasada İzmitde de kar sporları için otel ve kayak merkezi olduğunu anlattım.Burdan sonraki adresimiz klip için uygun gördüğüm Kefken/Pembe kayalıklardı.2 saatimizi maşukiyede harcadıkdan sonra otobüse binip 1 saatlik uzaklıda olan Kefkene doğru yol aldık.


Vardığımızda manzara mükemmel görünüyordu. Kıyı boyunca yazlıklar boş olduğundan dolayı plajlarda bomboşdu. Sonunda pembe kayalıklara geldiğimizde.Neden Pembe Kayalık denildiği anlaşılmıştı. Kayalar güneş vurduğunda alev almış gibi oluyordu.Ayrıca bu kayaların özelliği suyun altında daha yumuşak ve hafif olmalarıydı.Sudan çıkarıldıkdan sonra kayaların ağırlığı yükseliyordu. Bu kayalar zamanında deniz yoluyla taşınarak Sultan Ahmet Camiinde kullanılmışlardı.Daha sonra kullanımı yasaklanarak koruma altına alınmışlardı.

Bende Naz gibi Love Dust şarkısı için burayı düşünmüştüm.Akşam vakti olduğunda pembeleşen kayalar ve Karadenizin hırçın dalgaları bir bütün oluyordu. Oluşan bu görüntü New York'a 10 basardı. Bunu düşünsemde Bigbang üyelerine hiç bişey söylemedim ama çoğu arkadaşımın benimle aynı fikirde olduğunu düşünüyordum.

(GD) - Mekan olarak çok beğendim. Benim için burda çekilmesi uygun.
(Tae) - Kayaların arasında çekim yapmak biraz zor olabilir.
(T.O.P) - Benim saçlarımın rengiyle zıt düştüğü için burayı onaylamıyorum.
Dediğinde hepimiz kahkaha atıyorduk.Bu çocuk cidden saçından rahatsız değildi.Aksine hoşuna gitmiş gibi bi hali vardı.
(Yuki) - T.O.P burda çekilmesini istemiyorsa bu klip çekilemez .
(Berna) - Bencede bütün üyelerin hem fikir olması gerekir

diyordu.Kızların bana karşı çıkmalarının nedeni kendi şehirlerinde çekilmesini istedikleri için olduğunu biliyordum.Arkamdan bi ses

-Seda Unni istiyorsa bu klip buraya uygundur!

dedi.Arkama bakınca Gökçen'i (vipgkcn) gördüm.İstanbul ve İzmit yakın olduğu için ailesinden izin alabileceğini söylemişti.Gelebileceği kesin olmadığı için kimseye bişey söylememiştim. Dae'ye bi arkadaş gelmesi hepimizi sevdirmişti.Çünkü herkes sevdiği üyelere ilgi gösteriyor Dae yanlız kalıyor gibi gelmişti bana. Sürekli Koreyi özlüyormuş gibi hissediyordum.

Alan incelemesi için burada da bi kaç saat geçirdikten sonra
(Ben)- Öğle güneşine Karadenizden bakın. Çünkü akşam güneşini batırmaya tekrar Marmaraya dönüyoruz dedim.
(GD) - Nasıl yani bu gördüğümüz denizle evin manzarasından gördüğümüz deniz farklımıydı.
(Ben)- Evet farklı Karadeniz ve Marmara iki faklı deniz birleştikleri yeri burda değil İstanbullu arkadaşların gezilerinde göreceksiniz.
(Seungri) - Bu ülke cidden çok güzelmiş. Çok merak ettim birleştikleri noktayı.
(Ben)- Bugün göremeyeceksiniz malesef.

Akşam güneşi için SekaPark'a gidecektik Şehrin içinde nefes alma alanıydı.Ayrıca Uluslar Arası Sağlıklı Kentler Örgütünden ödüllü bi park olmasıyla ünlüydü. İzmit'e dönmemiz 1 saatimizi alacağı için güneşin batışını yakalayabilecektik.


(Tae) - Burasıda yemyeşil. Bu şehir ömür uzatır.
(Nazlı) - Mersin'de uzatır ama neden öyle diyosun.
diyerek sitem etmişti.Nazlının alındığını hisseden Tae gönlünü almak için
(Tae) - Benim ömrüm Mersinde de uzar Nazlı.
Demişti. Can İstanbulda görüşürüz bakışları atıyordu. İstanbul'un büyüleyici bi şehir olduğunuzu hiç birimiz inkar edemezdik.


Parkın içinden kalabalık bi şekilde uçurtma tepesine tırmanmaya başladık.Parkın en yüksek alanıydı ve güneşin batışı mükemmel görünürdü. Günümüz baya hızlı geçtiğinden genel olarak epey yorulmuştuk. Uçurtma tepesinde güneş tamamen batıncaya kadar çimenlerin üzerine yığıldık.SekaParkın çoğu yerinde "Lütfen çimlere basınız" tabelalarından vardı. İlk görenler için genelde ilginç oluyordu.

Burada dinlendikten sonra eve dönmeye karar verdik. Genel olarak acıkmış ve yorulmuştuk.Hepimiz otobüse yığıldık. Özge otobüsün mikrofonunu ele geçirmiş yine "Senden çocuğum olsun" şarkısını söylüyordu. Hepimiz otobüs karaokesi yapmaya başlamıştık ki. Otoyolun kenarından görünen Dönme dolap Seungrinin dikkatini çekti.LunaParka girelim diye tutturdu.

(T.O.P) - Ne zaman büyüceksin sen?
(Rİ) - LunaParkın büyümekle ne alakası var hyung.
(Dae) -Bende gitmek istiyorum. En son hep birlikte bi program çekimi için gitmiştik hatırlarsanız.
(GD) - Evet ondada özgür değildik. Bence girelim Özgürce eğlenebiliriz hem.

Bizim hiç bi şikayetimiz yoktu. Viplere eğlence olsun! Daldık LunaParka. Allah'dan kombine diye bişey vardı. Yoksa bu kadar kişiye bilet yetiştirmek mümkün değildi.


Bir yere girdik mi  kendimde tanıtım zorunluluğu hissediyordum. Aslında acayip sıkılmıştım.Ben anlatırken kızlar hep GD'nin yanında takılıyordu.Her an Dicle'ye yeter sıkıldım ben geri kalanını sen anlat diyebilecek haldeydim.Ama bunu yapamayacağım için...

(Ben) - Gördüğünüz Dönme dolap Türkiye'nin en büyük dönme dolabı 45 metre yüksekliğinde.Dönme dolap en yukarda durduğunda izmiti 360  derecelik açıyla tamamen görebiliyorsunuz. Ayrıca Avrupa'nında 3. en büyük dönme dolabıdır.

Bunları duyunca herkes biraz tırssada bu fırsatı kaçırmamak için binmeye karar verdi ama asıl sorun şimdi başlıyordu kabinler 4 kişilikti.

(T.O.P) - Ben özge,yuki ve bernayla tam olurum. Dediğinde kızlar sevinmişlerdi.Sanırım T.O.P'ın sesinden kendi isimlerini duymak çok hoşlarına gidiyordu.

(Dae) - Ben iki kişi takılıcam. Gökçenle birlikte izleriz manzarayı.

(Tae) - E biz zaten 3 kişiyiz.

(Ri) - Bende kızları taktım koluma Elif ve Ohyooncuyla 3 kişiyim.

Zaten problem bizim grupdaydı 5 kişi oluyorduk ama kimsenin vazgeçmeye niyeti yoktu. Gd bize bakıp

(GD) - Kızlar ben binicem siz aranızda karar verin

 dediğinden hiçbirimizin vazgeçmeyeceğini az çok anlamıştı.5 kişi binme kararı almıştık. Nasıl olsa aramızda obez yoktu. 4 kişiyi alan kabin 5 kişiyi de alır diyip daldık. Bu sefer GD "ozaman ben iniyim" dedi bu sefer hepimiz "Sen iniyorsan bizde inicez" dedik. GD kahkaha atmaya başladığında, biz ciddi ciddi suratına bakınca şaka yapmadığımızı anladı. Görevli gelip 5 kişi oturabileceğimizi, sorun olmadığını söyleyince Mine ve Ben GD ortamıza sıkıştırdık.GD hala sevimli sevimli sırıtıyordu.
(GD) - Sizden kurtuluşum yok değil mi benim?
(GD dörtlüsü *buda mahşerin atlıları gibi oluyor yahu*) - Hayır tabiki.
(Mine) - Ama çok istiyorsan şu anda bi seçim yapabilirsin. Diğerini uzaklaştırmak için.
(GD) - Ben hepinizle eğleniyorum kızlar ayrı ayrı olmaz.

Diğer kabinler ne alemdeydi acaba. Özge'nin "-Ayyy çok korkuyorum ben" diyip T.O.P'ın koluna yapışmasını düşündüm. Bu durumdan rahatsız olan Yuki ve Berna'nın Özge'yi Dönme dolabın en tepesinden aşağı atma isteğini. Muhtemelen herkes çok eğleniyordu.En tepede herkes ayağa kalkıp etrafa bakıyordu. Akşam olduğu için İzmit'in bütün ışıkları yanıyor heryer ışıl ışıl parlıyordu.

Dönme dolaptan indikten sonra herkes istediği oyuncağa değil. Üyeler neye binerse, onları sevenlerde o oyuncağa biniyordu.1 oğlanın peşinde 4 kız şeklinde takılıyorduk bizde.Allah'dan yaz değildi yoksa o kalabalıkda mümkün değil eğlenemezdik. Çünkü yazın İzmit Fuarı tıklım tıklım olurdu. Hele bide konser varsa.

Yorgunlukdan şikayet eden kimse kalmamıştı herkes eğlenmekten gayet memnundu ama artık eve gitme vaktiydi.Daha gidip yemek yapacaktık.

Eve vardığımızda ev buz gibiydi. Yazlık ev olduğu için kalorifer yoktu. Normalde bu eve kışın kar yağarsa çıkardık, ısınmak için  soba kurulduğundan dolayı sobayı yakmak zorundaydık. Erkekler biz yakarız diyip bu görevi üstlendiler. Çoğu deneme başarısız gidiyordu.

Mutfak ve salon bir olduğundan bu denemelere hep birlikte gülüyorduk.En son T.O.P çekilin en büyüğünüz benim diyerek ateşi eline aldı. Yaktıkdan sonra sobaya yaklaşıp üflemeye başladı.Hepimiz bu durum biraz tehlikeli olduğunu düşünüyorduk ki. Soba T.O.P'ın yüzüne simsiyah dumanı pofladı. T.O.P kafasını kaldırdığında Simsiyah bi yüz, Bembeyaz dişler ve Masmavi saç üçlemesiyle süper ötesi komik görünüyordu.Ama herkes kahkahasını içinde tutuyordu.T.O.P hala bi tepki vermemiş boş boş bakıyordu.En sonunda

(GD) - Özge sen hala bu adamdan çocuk istiyormusun?

Diye sorduğununda herkes gülmeye başladı.T.O.P'da gülüyordu. Özge sanki nikah memuruna cevap verir gibi hem gülüp hem evet diyordu.Soba'nın poflaması işe yaramış gibiydi. Alev almaya başlamıştı.En azından artık ısınabilecektik. Yuki anında yerinden fırlayıp ıslak havlu ile T.O.P'ın yüzünü silmeye çalışıyordu.

Mine mutfakda iş bölümü yapmışdı. Mine, Elif, Özge, ben yemekleri hazılayacaktık. Selin, Nazlı ve Ohyooncu masayı kuracaktı.Can, Yuki, Gökçen ve Berna televizyonu açmış Kral Tv ve Powertürk arasında gidip gelip türk kliplerini şarkılarını Bigbang'e anlatıyordu.

Mutfakda bi an yanlış duyduğumu düşündüm.Kafamı geriye doğru çevirdiğimde herkes deli gibi kumandanın tuşlarına basmaya çalışıyordu. Televizyonda İsmail Yk vardı. Bomba Bomba deyip duruyordu.Herkes doğru duyduğunu anlayınca salona yöneldi.Sonunda Yuki televizyon'un fişini çekmeyi başarmıştı. Ama duymak istemediğimiz soruyu sonunda gelmişti.
(Ri) - Bu komik adam kimdi? Şarkıda klipte tam bi felaketti.
Bu soru üstüne herkes tavan boyalarına, vazodaki çiçeklere, Mutfakdakiler anında işlerine dönmüştü.Doğal olarak kimse açıklamak istemiyordu.
(Can) - Türkiye'nin Kim Hyung Joong'u diyeyim sen ordan anla.
dediğinde yapılabilecek en mantıklı ve en eğlenceli açıklamayı yapmıştı. Bigbang durumu anlayınca epey eğlenmişti.
(Tae) -Bu kadar çekinmenize gerek yok yahu. Bizde KHJ'nin bir sürü fanı var.
(Gökçen) - İsmail Yk'nında bir sürü fanı var ama müzik kalitesinden anlayan kimse onun fanı olmaz dediğinde.
(Dae) -Bizde de aynı şey geçerli.
dedi.Durum mantıklı bi şekilde açıklığa kavuşmuştu.

Masaya oturma zamanı gelmişti bütün yemekler pişmiş, masa enfes görünüyordu. Hepsini bu kadar kısa zamanda yaptığımıza inanamıyorlardı.Bu marifetliliğimizin asıl sebebinin türk kızlarının ne kadar maharetli ve becerikli olduklarını bilinçlerine yerleştirmek olduğunun farkında değillerdi. Sırayla Mercimek / Karnıyarık / Köfte / Pilav ve tabiki salata tam bi aile sofrası olmuştu. Gereksiz fazlalıklardan uzak ve samimi.Aslında istediğim tamamen buydu.

 Yemek bittikten sonra 1 saat sofra muhabbetti yaptık. Odaya geçince hepbirlikte oturup hem sohbet ediyor hemde sobanın üstünde kestane pişirmeye çalışıyorduk.Kendi yaptığın şeyin tadı her zaman daha lezzetli oluyordu. Ve ben Bigbang'in bu şehirde yaşadığı, gördüğü ve yediği hiçbirşeyi unutmasını istemiyordum.

Sıra uluslar arası bi oyun olan ve herkes tarafından bilinen Şişe Çevirmeceye gelmişti. Doğruluk denildiğinde yalan söylemeyeceğimize dair yeminleri ettikten sonra. Şişe çevrildi. İlk olarak Ohyooncu ve Dae arasında kalmıştı.

(OYJ) - Seungri kaç tane kızla çıktı?
(Dae) - Ama haksızlık bunu panda'ya sorman gerekirdi.Neyse cevap veriyim sayısını bilmiyorum.Zaten muhtemelen oda bilmiyordur.
Deyince hepimiz güldük.Seungride utangaçlık belirtisi yoktu yaptıklarından acayip memnun görünüyordu.
Şişe tekrar döndüğünde Selin ve GD arasında durdu.

(Selin) - 4ümüz arasından hangimiz daha güzeliz? (Mine,Seda,Selin,Dicle)
(GD) - Bu soruya cevap veremem. Doğruyu söylemek zorundaysam bu odada bi tane bile çirkin kız yok.
 diyerek verebileceği en politik cevabı vermişti. Diğer kızlar hariç dördümüzde bu cevapdan memnun kalmamış ve dudaklarımızı büzmüştük.Ama bu durumdan en çok GD eğleniyordu.
 tekrar çevrildiğinde Berna ve Tae arasında kalmıştı.

(Berna) - Daha önce kimseyle çıkmadığını biliyoruz.Şu anda hoşlandığın biri varmı peki?
Tae hafifçe gülümseyip kafasını önüne eğdi.Diğer üyelerde sırıtmaya başlamıştı.Hepimiz Tae'nin birinden hoşlandığını anlamıştık ama kim? Ünlü birimi yoksa halkdan birimi diye düşünüyorduk
(Tae) - Bu soruya burda cevap vermem doğru olmaz. "Daha özel" bi yerde açıklamak "daha güzel" olur.
Diyerek Nazlı'ya göz kırpmıştı.
Hepimiz bunu görmüştük.Tae Nazlı'dan hoşlanıyordu. Nazlı dıştan heykel gibi görünsede şu anda kalbine EKG cihazı bağlasak makine dıtdıtdıtdıt sesleriyle patlardı. Herkes Nazlı'nın tepki vermesini bekliyordu. Sonunda nefes aldığını görünce rahatlamıştık.Öyle mutluydu ki birimiz
"Nazlı canımız tantuni çekti Mersin'e bi koşu gidip alırmısın?" desek bu gazla 1 saatte gidip gelirdi :D

Şişeyi tekrar çevirdiğimizde Can ve bana denk gelmişti.Herkes doğruluk dediği için farklılık yapıp cesareti seçtim.Can'ın beni utandıracak bişey yaptırmayacağını düşünüyordum. Hatta "GD'yi öp" dese ne kadar mutlu olurdum. Zaten Cesaretin özü bu değilmiydi? Okulda ne zaman oynasak cesaret deyince illa birileri öpülürdü. Can hala sormayarak beni strese sokuyordu. Daha doğrusu gerilim yarattığını bildiği için yapıyordu.Sonunda
(Can) - Seda bize keman çalsın?
deyince yüzüm bi anda düştü. "Ama ben GD'yi öpmek istemiştim." düşüncesini yanlışlıkla sesli bi şekilde söyledim. Herkes gülmeye başladı.

Yerimden kalkarken Haru Haru'yu çalmayı planlasamda, ayağa kalkıp kemanı elime alınca fikrimi değiştirdim.
Daha özel bişey olmalıydı.Daha doğrusu GD'ye özel.Sonra çalmaya başladım.


O kadar mükemmel çaldım ki piyano sesi kendiliğinden eklendi :Pp

Durumu Selin ve GD gayet anlamıştı. Adele / Someone Like You Gd'nin en çok dinlediği şarkılar arasında bu aralar bir numaraydı.Performansım gayet yerindeydi. Normalde  heycanlandığım zamanlarda berbat çalma gibi bi huyum vardı. Neyse ki şu an o anlardan biri değildi.Çalmayı bitirdiğimde selamımı verip yerime oturdum.

(GD) - Omo Seda-shi Yang Hyun Suk ile konuşup senin bizim şirkete transfer edelim.
dediğinde havalara uçacak kadar mutlu olsamda odada ki herkes gibi bende GD'nin bu lafı nezaketen söylediğinin farkındaydım. Artık saat baya geç olmuştu. İzmit'in son spesiyalini çıkarma zamanı gelmişti.
Pişmaniye.


Kimseye nasıl yeneceğini söylemediğimden dolayı herkes yerken şekilde şekile girmişti. Pişmaniye narin yenmesi gereken bi yiyecekti. Hızlıca eline alırsan anında dağılır ve pişmaniye telleri üzerine yapışırdı.

Bunu söylemediğim için Dicle ve Ben yemeğe çalışanları izleyip eğleniyorduk Sonra Pişmaniye'nin geçmişten bugüne gelen hikayesini anlatmaya karar verdim.Yaşlıların anlattığına göre

"Osmanlı zamanında İzmit beylerinin birinin çok güzel bi kızı varmış. Ve gençlerin çoğu bu kıza talipmiş. İzmit beyi sonunda kızına talip olan gençlerden bıkıp bi yarışma düzenlemeye karar vermiş. Ve dünyanın en ince tatlısını bana getirene kızımı vericem demiş.Herkes uğraşmış, uğraşmış ama İzmit beyi ikna olmuyormuş. Sonunda bi genç bu saç kadar ince tel şeklindeki tatlıyı getirmiş. Kızın babası bu tatlıyı kabul etmiş ve kızını tatlıyı yapan gence vermiş. Ama cicim ayları geçince tatlıyı yapan genç kızın kaprislerini, kötü huylarını görünce evlendiğine evleneceğine pişman olmuş. Halkda bu olaydan dolayı bu tatlıya Pişmaniye adını vermiş."

Çeşit çeşit pişmaniyeleri, Saray helvalarını yedikten sonra artık yatma vakti gelmişti. Üst kattaki 4 odada Bigbang ve Can ayrılarak kalacaktı. Bizde 2 odaya ve bi kısımımızda salonda yatacaktık. Ama bütün kızların planı gece üst kata çıkmak olduğu için Mine duruma el koymuştu. Hepimizi balık istifi salona yatırarak önümüze engel koymuştu.Herkesin kafasındaki baloncuklarda aynı senaryo dönüyordu.
"Merdivenlerden kanbur ve sessizce yukarı sıvışmak vee gerisi.... Neyse uyudukları seyretmek diyelim :D"

Yarın erkenden kalkıp Sabiha Gökçen havaalanına gitmemiz gerekiyordu.Hepimiz uyumaya karar verdik.

Sabah uyandığımda herkes uyuyordu ama bi terslik vardı, bütün erkeklerin salonda, yerde uyuduklarını gördüm.Ayrıca Dicle ve Selin Gd'nin yanında yatıyordu. T.O.P ve Seungrinin arasında da Özge vardı. Direk Mine'yi uyandırdım. İkimizde çok sinirlenmiştik. Bigbang odaya girmiş. Selin, Dicle ve Özge bizi uyandırmamıştı. Normalde bizim yukarıya sıvışmamız gerekirken bigbang salondaydı. Mine bana intikamımızı almalıyız dediğinde kafasında ne kurduğunu anlayamamıştım.......

DEVAM EDECEK

Bigbang üyeleri ve Can neden gece salona geldi?

 ----------------------------------------------------------------------------------

Devamını Dicle'nin Bloğunda okumaya devam edicez.Bir dahaki bölümde Adıyamandayız.
Umarım sinirlenmeden, eğlendiğiniz bir gezi yazısı olmuştur. Biraz uzun oldu sanırım ama sabredip okuduysanız teşekkür ederim.

*yazıda kullanılan resimler google görsel aramaların'dan alınmış, derleme ve birleştirme işlemleri bana aittir.*

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...